CV lerin kanayan yarası: Hobiler

CV lerin kanayan yarası: Hobiler

Sinemaya gitmek, kitap okumak, alışveriş yapmak, televizyon izlemek…

Şimdi sağlam bir “atış” yapıyorum ve çok az insanın itiraz edebileceği bir cümle yazıyorum: Türkiye’deki CV’lerin yüzde 90’ında “hobiler” başlığının altında bunlardan en az iki tanesi yazar!


Sponsor Bağlantı

Bunlar hobi midir?

Hayır!

Peki nedir?

Boş zamanlarda yapılan aktivite…

Bunları yapmak için “özel bir eğitim almanız, özel bir çalışma yapmanız, yeteneğinizin olması vs” gerekmez.

Paranız, zamanınız ve merakınız varsa bunları yaparsınız.

Kimse size “Ne güzel sinemaya gidiyorsun?”, “Kitap okumana hayranım”, “Keşke ben de alışveriş yapabilsem”, “Senin gibi televizyon izleyeyim, 10 bin dolar borcum olsun” demez.

İşe alımcının hobisi, “Hobiler”

Cingöz bir işe alımcının işini kolaylaştıran CV bölümlerinden biridir “Hobiler”.

İşe alımcı, benzer niteliklerde CV’ler arasından seçim yaparken “Hobiler” bölümüne yazılan manasız “aktivitelere” bakar.

Sinemayı, kitabı, alışverişi görünce, “Hobinin ne olduğunu anlamayan, bizim işlerimizi nasıl anlayacak?” diye düşünür ve adayın üstünü çizer.

Hobinin ne olduğunu bilmek bile başlı başına bir farklılık yaratmaktır.

Rakipler “Bu bölümün ne önemi var, sinemayı, kitabı yazayım” diye düşünürken, atak yaparak “hobisini” CV’lerine yazanlar, ilk golü atmış, hatta ilk yarıyı önde bitirmiş demektir.

Hobim yoksa ne yazacağım?

“İyi de hobim yok ki, ne yazacağım oraya?” sorusu aklınıza gelebilir.

Yanıt: Hiçbir şey!

Hobiniz yoksa en azından dürüst davranıp o bölümü boş bırakın ya da yakın zamanda ilgileneceğiniz hobi ne ise onu yazın.

Oraya “doğru olmayan” bir şey yazdığınızda ve hasbelkader görüşmeye çağrıldığınızda Murphy Kanunları işlemeye başlayacaktır.

İşe alımcı size şu tür sorular soracaktır: “Demek koşuyorsunuz? Maraton mesafesi kaç km?”, “Fotoğraf çekmeniz ne güzel, kadraj nedir?”

Hobinizin olmaması önemli bir eksikliktir ama “yalan beyan” etik bir sorundur.

Ne affı vardır ne de telafisi…

“Yalan beyan” iş hayatınız boyunca peşinizi bırakmaz, döner döner bir yerden vuruverir.

İş ararsınız, bir de bakarsınız ki aynı işe alımcı yine karşınızda…

İş dünyası küçüktür ve kötü şöhret çabuk yayılır.

Günümüzde “kulaktan kulağa şöhret yayılması”na en büyük katkıyı ise sosyal medya yapıyor.

Yeterince psikopat değilseniz (40 tilkinin kuyruklarını birbirine değdirmeden gezdirme maharetiniz yoksa) twitter, facebook, LinkedIn vs’de açığı verirsiniz zaten.

Bugünün işe alımcılarının CV incelemesi yaparken soluğu anında sosyal medyada aldığını sakın unutmayın.

Hobisi olmak ne işe yarar?

“Tamam benim hobim var ama iş hayatında ne işe yarayacak?” diye merak edebilirsiniz.

Öncelikle, insanın hobisi olması “kendine saygı ve disiplin” işaretidir.

Hobi yapın diye kimse sizi zorlamaz.

İçten motive olup zevkle yaptığınız, zaman ayırdığınız, çok özel, çok “sizin için” bir uğraştır hobi.

Kendinizi geliştirmek istediğinizin işaretidir.

Öyle şirketler vardır ki, çalışanının performans değerlendirme formuna “Hobiler”i de koyar.

Verilen işi harfiyen yapan bir robotla değil, insani merakları olan, renkli, hobisinden kazandıklarıyla işini de zenginleştiren biriyle çalışmayı tercih eder.

Bu şirketler için hobisi olan eleman değerli, nitelikli, kaybedilmemesi gereken, şirkete artı değer katan elemandır.

Kıssadan hisse, bir hobi edinin ama “CV’nize yazmak ya da şirketinizde ayrıcalıklı olmak için” değil.

Sadece kendinize yatırım yapmak, kendiniz için bir şeyler yapmak, önünüze yepyeni bir dünya açmak için.

KAYNAK

Mine Kılıç

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ